Tip 2 Şeker Hastalığı

Bu konuyu okumadan önce ''genel bölüm'' ve ''metabolik sendrom'' konularını okuyunuz !

Tip 2 şeker hastalığı orta yaştan itibaren görülmeye başlar. Yaş ilerledikçe de toplumda görülme sıklığı artar. Yani 40'lı yaşlarda olanlara oranla 50 veya 60'lı yaşlarda ki olanlarda daha fazla görülür. Nadir olarak gençlerde de görülebilir.

İrsiyet anne ve babadan genlerle geçen özelliklerdir. Tip 2 şeker hastalığında irsiyet önemlidir. Gerçekten tip 2 şeker hastalarının 1. derecede kan akrabalarında da tip 2 şeker hastalığı daha sık görülür. Bildiğimiz gibi 1. deredece kan akrabaları: ana, baba, çocuklar, kardeşler, amca, hala, dayı ve teyze, her iki dede, annanne ve babannedir. Tip 2 şeker hastasına sorduğumuzda bu akrabalardan bir veya bir kaçınında şeker hastası olduğunu söylerler. Ancak bu koşul değildir. Bazı tip 2 şeker hastaları ailesinde şeker hastası olmadığını ifade edebilirler.

Hastalığın ortaya çıkmasında ailesel geçiş gösteren (irsen geçen) iki olumsuzluk etkendir:
1-Ağır bir insülin direnci,
2-İnsülin salgılayan hücrelerin, yani beta hücrelerinin güçsüzlüğü.

Tip 2 şeker hastalarının, şeker hastalığı ortaya çıkmadan çok yıllar önce insülin direnci saptanabilir. Bu insülin direnci irsiyet etkisiyle ortaya çıkmıştır. Hatta bu kişiler zayıf olsalar bile insülin direnci bulunur. Doğal olarak şişmanlarlarsa insülin direnci çok daha artacaktır. Esasen tip 2 şeker hastalarının hepsi olmasa bile büyük çoğunluğu şişmandır. Dolayısıyla zaten var olan insülin direnci şişmanlamayla çok daha artmış, ağırlaşmıştır.

şeker hastalığına giden merdivenin basamakları

Tip 2 şeker hastalarının irsen taşıdıkları bir diğer olumsuzluk ise insülin salgılayan beta hücrelerinin güçsüz ve çok kolay ölebilir olmasıdır. Zorlanmaya dayanamaz ve hemen ölürler. Ağırlıklı olan insüllin direncinin zorlanmasına da bu nedenle direnemezler süratle ölürler. Sayıları yarıdan aza düştüğünde ise aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar. Açlık kan şekerini 126 mg (miligram) üstünde bulunmasına aşikar şeker hastalığı diyoruz. Aşikar şeker hastalığı ortaya çıkmadan önce bunlar da, bozulmuş açlık veya bozulmuş tokluk dönemleri geçirilir. Bozulmuş açlık, açlık kan şekerinin 100-125 mg arasında olmasıdır. Bozulmuş tokluk ise yemeğin başlangıcından veya şeker yüklemeden 2 saat sonraki şekerin 140-200 mg arasında bulunmasıdır.

Hangi şikayetler şeker hastalığını düşündürmelidir ? Hangi şikayetler şeker hastasında şeker düzeyinin yüksek olduğunu düşündürmeldir ?

Tip 2 şeker hastalığı sinsi başlar. Çoğu kez farkına varılmaz tesadüfen herhangi sebeple yapılan tahliller sonrası ortaya çıkabilir.

Gece idrara kalkmaya başlama veya ağız kuruluğu ilk belirtiler olabilir. Ancak çoğu kez bunlar önemsenmez. Halbuki özellikle gece hiç idrar çıkmayan kişinin gecede 1 veya 2 defa idrara kalkmaya başlaması önemsenmeli ve şeker hastalığı araştırılmalıdır.

Tip 2 şeker hastalığı sinsi ilerler. Hastanın çok dikkatini çekmeyebilir. Ancak hastanın dikkatini çekmese de yüksek şeker, yapacağını yapmakta, organlarımızı önemli derecede sinsi sinsi yıpratmaktadır. Her organımız, beynimiz, kalbimiz, karaciğerimiz, böbrek ve idrar yollarımız, mide ve sindirim sistemimiz bu yıpranmadan payını alır ve hastalıklı organ olur. Damarlarımız en erken yıpranan organımızdır. Bu sebeple tip 2 şeker hastalarında kalp infarktüsü, felçler, bacak damarlarında tıkanmaya bağlı bacak kesilmeleri daha sıktır. Damarlarımızın iç yüzeyini döşeyen adeta cam gibi kaygan ipeğimsi endotel dediğimiz doku bozulmuş, görevini yapamaz duruma gelmiştir. Buna bağlı olarak damarın genişleyerek daha fazla kan akıtma yeteneği yok olmuş; yüzeyinde kolesterol dolu plaklar ve pıhtılar oluşmaya başlamıştır. Damarlar yer yer daralmıştır. Bu damarlardan artık yeterince kan akamayacak ve damarın gittiği organ, yeterince kan alamayacaktır.

Şimdi şeker hastalarının günlük şeker ortalamasına, hastalığın ilerleyen yılları boyunca göz atalım. Günlük şeker ortalaması nedir? Şeker hastasının 3 öğün açlık, 3 öğün tokluk şekerini ölçüp, bu 6 ölçüm toplamını 6 ya böldüğümüzde günlük şeker ortalamasını bulmuş oluruz. Örneğin sabah açlık 130, öğle açlık 135, akşam açlık 130; sabah tokluk 150, öğle tokluk 160, akşam tokluk 175 olsun, günlük şeker ortalaması:

130+135+130+150+160+175=880       880:6=146
Günlük şeker ortalaması 146 mg dır.

Tip 2 şeker hastasının günlük şeker ortalamasını yıllar boyu izlediğimizde bunun başlangıçta 130-160 mg arasındayken, 5-10 yıl sonra 350-400 mg lara çıktığını görürüz (tedavi edilmeyenlerde). Bunun sebebi o şeker hastasının insülin salgılayan beta hücrelerinin sayısının aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi yıllar boyu giderek azaldığıdır.

insülin salgılayan hücre sayısı

Kan şekeri yüksekliği, şişmanlık, kötü beslenme, kötü tedavi, beta hücre ölümünü artırmakta, süratlendirmektedir. Buna karşın beta hücrelerini ne denli korursak, şekerimiz o denli kolay kontrol edilmektedir. O zaman yukardaki hususlara dikkat etmemiz gerekir, yani: kan şekerinin yüksek olmasına müsaade etmemeliyiz, şişmanlamamalıyız, kötü beslenmemeliyiz, tedavimize itina göstermeliyiz. Bunları sağlarsak, beta hücrelerimiz olabildiğince korunacak, şekerimiz daha iyi kontrol edilebilir olacak; şekere bağlı komplikasyonlar (diğer hastalıklar) ya hiç olmayacak veya çok daha geç ortaya çıkacaktır. Bu da büyük kazançtır.

Tip 2 şeker hastalığında kullanılan ilaçlar nelerdir ?

İlaçlar aşağıdaki gibi guruplandırılır:

1 - İnsülin direncini azaltan ilaçlar. Bunlar beta hücre zorlamasını azalttığı için ilk tercih edilen ilaçlardır. Bunlar metformin ve glitazon etken maddesi içerenlerdir. Metformin içerenlerden bazıları : Matofin XR, Matofin, Diaformin, Glucophage, Glifor, Glikofen. Glitazon içerenlerden bazıları: Dropia, Glifix.

2 - İnsülin salgısını uyaran ilaçlar. Bunlar kısa ve uzun etkili olabilirler. Uzun etkiili olanlar sulfonilüre etken maddesini içerirler. Kısa etkili olanlar ise glinid etken maddesi içerirler. Uzun etkili olanlar beta hücrelerini daha da yordukları ve ömürlerini kısalttıkları için bazı endokrin uzmanlarınca ilk planda tercih edilmezler. Ayrıca bunların şişmanlatıcı etkileri de bulunmaktadır. Kısa etkililerin bu olumsuzluğu çok daha azdır. Ancak kısa etkililerin de açlık şekerini düşürememe gibi bir olumsuzluğu bulunmaktadır. Kısa etkili olanlardan bazıları: Starlix, Novonorm.

3 - İnsülin salgısını, yemek sonrası kan şekeri yükselmesine uyumlu hale getiren tip 2 şeker ilaçlarıbu guruptadır. Bunlar son yıllarda geliştirilen son derecede yararlı bir guruptur. Bu gurupta GLP-1 hormonu benzeri etki gösteren ilaçlar ve DPP4i etkili ilaçlar bulunmaktadır. Bunlar yukarda da söylediğimiz gibi ağırlıklı olarak yemek sonrası şekerini düzeltirler.Bununla beraber uzun vadede açlık şekerini de olumlu etkilerler. GLP-1 hormonu benzeri etki gösterenlerin ayrıca tip 2 şeker hastalarının ortak sorunu olan şişmalığı da zayıflatıcı etkisi olması büyük avantajdır.Bazı GLP-1 benzeri ilaçlar: Bayetta. DPP4i gurubundan bazıları: Galvus, januvia.

4 - İnsülin tedavisi. Tip 2 şeker hastalarında insülin salgılayan beta hücresi % 20-10 lara düşmüşse artık insülin tedavisi gündeme gelmektedir. Bu denli çok azalmış beta hücresi artık ne kadar zorlanırsa zorlansın şeker metabolizmasını düzeltecek insülin salgılayamamaktadır. Yani insülin fabrikası iflas etmiştir. Şekerler ne yaparsak yapalım istenilen seviyeye inemez. İnsülin başlanmazsa vücut günden güne düşer. Tek çare insülin tedavisidir. İnsülin tedavisi temel tedavi olarak düşünüldüğünde, ''4- İNSÜLİNLER, İNSÜLİN TEDAVİSİ'' bölümüne bakınız. Orada söylediğimiz tedavi yaklaşımı esastır. Ancak tip 2 şeker hastalarında temel tedavi olarak insülin tedavi yöntemine geçmeden yıllar önce, tip 2 şeker hastalığının çok erken dönemlerinde, bazal insülin desteği tedavisi de verilebilir. Genelde çok da iyi olur. Bazal insülin tedavisi günde 1 veya 2 defa, çok küçük dozlarda 4-10 ünite gibi, uzun etkili insülin injeksiyonudur. Açlık döneminde beta hücrelerini dinlendiren, onların ölmelerini azaltan çok yararlı bir yaklaşımdır. Kesin olarak insülin tedavisi gibi algılanmamalıdır.

Yukardaki ilaçları tek olarak kullanmak veya bir kaçını bir arada kullanmak hastanın doktoru tarafından belirlenecektir. Hastaların kendi başlarına bunları kullanmaya başlaması yanlış, hatta zararlı olabilir. Hastanın doktoru da bu ilaçlardan hangisi veya hangileri gerekeceğini, hastasının özellik ve evresine göre belirleyecektir. Bu belirlemeyi de '' Amerikan Diabet Derneği '' ve ''Avrupa Diabet Derneği '' kılavuzlarını esas alarak yapacaktır.

Şeker hastasıysak, açlık ve tokluk kan şekeri hedefimiz ne olmalıdır ?

Tip 2 şeker hastasında açlık ve tokluk kan şekeri hedefleri, hastanın özelliklerine göre doktoru tarafından belirlenir. Yani doktor hastasına, senin açlık kan şekerin şuna yakın, tokluk kan şekerin şuna yakın olmalı, der. Yeni başlayan ve önemsenebilecek her hangi başka hastalığı olmayan bir tip 2 şeker hastasında normal kişilerin açlık ve tokluk şekerlerine yakın değerler hedeflenir. Bunlar için hedef açlıklar için 100-120 mg, toklular için 120-140 mg dır.

Buna karşın herhangi nedenle önemli başka hastalığı olan tip 2 şeker hastalarında, örneğin kalp veya beyin hastalığı olan veya riski olan kişilerde veya ileri yaşlılarda, hedef daha yüksek tutulur. Açlık 120-140 mg, tokluklar için 140-180 mg hedeflenir. Hatta bu gibi kritik başka hastalığı olanlarda hedef çıtası bundan daha da yüksekte tutulabilir. Bunun temel sebebi şeker düşüklüğüne (hipoglisemi) uzak kalmaktır. Normale yakın daha düşük şeker değerleri hedeflemek, şeker düşüklüğü (hipoglisemi) olasılığının daha fazla olması anlamındadır. Hipoglisemi çok tehlikelidir. Kalp veya beyin (felç) sorunları olan veya riski olan kişilerde veya ileri yaşlılarda, hipoglisemi geri dönüşümü olmayan hasarlara sebep olabilir. Hatta öldürebilir.

Bizim için doktorumuzun belirlediği hedefe ne kadar yakınız ?

Bunu belirlemenin 2 yolu bulunmaktadır:
1-Şeker profil ölçümleri.
2-HbA1c takibi.

Evvela 2. den başlıyalım, HbA1c nedir? Şeker daima dokulara yapışır. Derimize damlayan 1 damla şeker şerbetinin derimizi yapış-yapış yaptığı gibi vücudumuzdaki şeker de dokularımıza yapışmaktadır. Kan şekerimiz ne denli yüksek olursa yapışma o denli fazla olacaktır. İşte HbA1c de vücudumuzdaki şekerin kanımızın rengini veren hemglobine yapışan miktarıdır. Normalde % 5.5 altıdır. Şeker hastalarında 6.5-7.2 arası kabul edilebilen değerlerdir. Ancak yukarda da değindiğimiz riskli hastalarda 8 hatta 9 bile kabul edilebilir. Ancak şunu da bilmeliyiz HbA1c ne kadar yüksek tutulursa, organlarımızdaki bozulmalar, risk, o denli fazla olmaktadır.

Profil şeker ölçümü evde kendi şeker ölçme aletimiz (glukometre) ile yaptığımız ölçümlerdir. Şeker ölçüm aleti (glukometre) kaliteli olmalıdır. Son yıllarda bazı uzak doğu ülkelerinden gelen, çok güvenilir ölçüm yapmayan cihazlara bu konuda dikkat etmek gerekir. USA kökenli cihazlar daha güvenli ölçüm yapmaktadır. Profil ölçümler 7 noktalı ve 4 noktalı olabilir. 7 noktalı ölçüm insülin tedavisine başlandığında 1-2 hafta için yapılır. Gebelerde de 7 noktalı profil esas alınır.

7 noktalı şeker ölçüm çizelgesi

Uzun süreçli takip ise 4 noktalı takiptir.

4 noktalı şeker ölçüm çizelgesi

Hastanın özelliğine göre 4 nokta profil ölçümleri haftada 3-4 defa yapılır. Şeker ayarı istenilen düzeye gelen hastalarda ise haftada 1 profil yeterli olacaktır.

4 noktalı şeker ölçüm çizelgesi

Yukarda şekilde haftada 1 yapılmış 4 noktalı profil şeker takibinde görüldüğü gibi 4 kolon bulunaktadır: Sabah açlık şeker kolonu, sabah tokluk şeker kolonu, öğle tokluk şeker kolonu ve akşam tokluk şeker kolonu. Her kolondaki ölçümlerin kabaca 10 ölçümden 7-8 inin hedef değeri altında olması, 2-3 nün ise üstünde olması kabul edilebilir değerdir. Örneğin Yukardaki şekilde görüleceği gibi sabah açlık kolonunda 1 adet hedef üstü değer, 177 var. Ancak diğerleri kabul edebileceğimiz sınırdadır. Sabah toklukta 1 adet hedef üstü, 192 mg, diğerleri istenilen değerde; öğle tokluk 1 adet hedef üstü 188 mg, diğerleri hedef düzeyinde; akşam toklukta 2 adet 179 ve 192 mg gibi hedef üstü değer var, ancak geri kalan 7 ölçüm istenilen sınırlarda. Bu azlıkta hedef üstü yüksek kan şekeri değerleri, yani her kolonda % 20-30 aşmayan hedef üstünü kabul etmek zorundayız. Şeker hastasının şekerini normal kişilerin kan şekeri düzeyinde kontrol etmek bu günkü tekniğimizle mümkün olamamaktadır. Nitekim bu hastada her kolonda 1 veya 2 hedef üstü değerleri olmasına karşın, hasta bu 2 aylık ölçüm sonu her kolonun ortalamasını almış ve biz getirmiş. Burada sabah açlık ortalaması 126 mg, sabah tokluk ortalaması 146 mg, öğle tokluk ortalaması 145 mg, akşam tokluk ortalaması 133 mg. Bu ortalamaların tümü kabul edilebilir düzeyde.

Profil şeker kontrolları yapmadan şeker hastasının iyi kontrollü mü, kötü kontrollü mü olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu sebeple şeker hastaları profil ölçümlerini yapıp kendilerine verilen aşağıda örneği gösterilen takip defterine ölçüm değerlerini yazarak, doktorlarına kontrola gittiğinde göstermelidir. Tedavi değişikliği gerekiyorsa doktor ancak bu değerlere bakarak uygun ve doğru değişimi yapabilecektir. Profil şeker ölçümleri şeker hastasınada verilen hedefe ne kadar yakın veya uzak olduğunu gösterecektir.Hedeften uzaksa hasta kendisi, nerede hata yapıyorum bağlamında kendini sorgulayacak veya geç olmadan doktora gidecektir.

takip defteri Takip Defteri

İletişim Numarası: 0531 581 27 79

designed by gunerkan 2011 izmir