Tip 1 Şeker Hastalığı (DM tip 1)

Bu konuyu okumadan önce mutlaka GENEL BİLGİLER BÖLÜMÜNÜ okuyunuz !

Genç yaşlarda daha sık başlayan, kesin insülin eksikliği ile giden bir şeker hastalığıdır. En sık 10-20 yaş gurubunda görülür. Daha küçük yaşlarda da görülebilir. 30-40 yaş sonrası hastalığın başlaması daha nadirdir.

Genel bölümde de değindiğimiz gibi şekeri düşüren insülin hormonu bir organımız olan pankreasta bulunan langerhans adacık hücrelerinden salgılanmaktadır. İnsülin salgılayan bu adacıklardaki hücrelere beta hücresi denilmektedir. Tip 1 şeker hastasında bu beta hücreleri ölmekte, % 90 dan fazlası yok olmaktadır. Bu sebeple de kesin bir insülin eksikliği veya yokluğu söz konusudur.

Tip 1 şeker hastalığında görülen beta hücre ölümünün sebebi bağışıklık sistemimizdir. Yani hastalığı başlatan kusur, diğer deyişle temel kusur, bağışıklık sistemindedir.

Bağışıklık Sistemi Nedir?

Bağışıklı sistemi vücudumuza giren mikropları tanıyan ve onları yok eden sistemdir. Yani temelde bizim mikroplarla savaş gücümüz, çok yararlı bir sistemimizdir. Antikor denilen maddeleri kana salgılar. O antikorlar da mikropları öldürür. Bağışıklık sistemi sadece mikropları değil vücudumuza herhangi şekilde giren yabancı doku ve hücreleri de antikor salgılayarak yok etmektedir. Örneğin böbrek nakli olan bir kişiye, eğer yeterince doku uyumu olmayan bir böbrek nakledilmişse, vücudun bu nakledilen böbreği kabul etmemesi, atması bu bağışıklık sistemi yüzündendir.

Organlarımız ve organı oluşturan hücreler yaşamımız süresince sürekli olarak kendi bağışıklık sistemimize tanıtılır. Bu sayede bağışıklık sistemimiz bunları yabancı kabul etmez. Bu bir ev köpeğinin ev halkını tanıyıp havlamamasına benzetilebilir. Ancak bazı kişilerde bağışıklık sistemi çok unutkandır. Kendine ait olan bazı hücre ve hücre proteinlerini unutabilir. Onlara karşı onları yok eden antikor dediğimiz bağışıklık silahları üretir. Yani ev köpeğinin ev halkından birisini unutup havlaması gibi. İşte tip 1 şeker hastalarının bağışıklık sistemide o kişinin insülin salgılayan hücrelerinin (beta hücrelerini) kendisine ait olduğunu unutmuş, yabancı kabul etmiştir. Ürettiği bağışıklık maddeleri ile de insüllin salgılayan beta hücrelerini öldürmüştür. Artık insülin salgılanmayacaktır.

tip 1 şeker

İnsülin keşfinden önce tip 1 şeker hastaları en geç 1-2 yıl içinde ölmekteydi. Hem de tıp dilinde kaşeksi dediğimiz, bir deri bir kemik kalmış olarak ölürdü. İnsülin keşfinden sonrası artık öldürücü değildir. Tedaviyle normal ömürlerine kavuşurlar.

Hastalık genel olarak ani başlamaktadır. Hastalanan genç veya çocuk, çok sık idrara çıkmaya başlar. Günde 7-8 defa ve her defasında da bol miktarda idrar yapar. İdrarla çok bol su kaybettiği için de doğal olarak da çok su içer. Adeta suya doyamaz. Süratle halsizleşir. Takibeden 1-2 haftada süratle zayıflama olur. Yine hasta doktora götürülmezse komaya (keto-asidoz koması) girer. Ancak günümüz de doktora erişmek kolay olduğundan çoğu kez komaya girmeden teşhis edilmektedir. Doktorun tetkikinde: İdrarda şeker çıkması, kan şekerinin 250-300 mg gibi yüksek bulunması şeker hastalığını açıkça gösterecektir. Ağır hastalarda idrarda aseton bulunması hastanın komaya gittiğinin bir belirtisidir.

Tip 1 şeker hastalarının bazılarında hastalık başladıktan bir süre sonra kendiliğinden bir iyilik tablosu olur. Şeker düşmeleri başlar. İnsülin tedavisi kesilebilir. Buna tip 1 şeker hastalığının balayı dönemi denilmektedir. Bu iyilik dönemi 3 ay ile 1 yıl kadar devam eder ve sonrası ne yazık ki hastalık tekrar ortaya çıkar.

Tedavi

İnsülin tedavisinden başka çare yoktur. İnsülin tedavisi ömür boyu devam edecektir. İnsülin tedavisi hasta tarafından reddedilirse veya hasta yakınları tarafından yaptırmaması telkin edilirse veya bir şekilde yapılmazsa hasta ölür. Buna karşı insülin tedavisiyle hasta süratle düzelir ve sağlıklı durumuna döner. İnsülin tedavisine devam ettiği sürece de iyilik devam edecektir. İnsülin tedavisi için "insülinler, insülin tedavisi nedir ? Nasıl yapılır ?" konusuna bakınız.

Tip 1 şeker hastalarında insülin tedavisi başlasa da hasta artık şeker hastalarının genel tedavi çizgisine alınacaktır. Bu çizgide:

1- Hasta açlık ve tokluk şekeri için hedefin ne olduğunu doktoruna sormalıdır. Açlık ve tokluk kan şekeri hedefinin ne kadar olduğunu bilirse, hedefe ne kadar yakın veya uzak olduğunu anlayabilir. Doktorunun söyleyeceği açlık ve tokluk kan şekeri hedefi yeni başlayan bir tip 1 şeker hastası ile eski ve uzun süre şekeri kötü kontrol edilmiş tip 1 şeker hastasında aynı olmayabilir.

2- Şeker hastasının 2-3 ayda bir herhangi bir laboratuvara giderek şekerini ölçtürmesi usulü artık 25-30 yıl geride kalmıştır. Artık evde ölçüm gündemdedir. Hasta açlık ve tokluk şekerlerini kendisine verilen şeker ölçme cihazıyla açlık ve tokluklar olarak ölçmeli,bir deftere kaydederek doktoruna kontrola gittiğinde göstermelidir. Sadece sabah açlık şekeri ölçmek yeterli olmamaktadır. Profil şeker ölçümleri yapılmalıdır. Profil şeker ölçümler 7 noktalı veya 4 noktalı olabilir.

7 noktalı ölçüm: günde 3 öğün, öğün öncesi, öğün sonrası ve gece yarısı (saat 3-4 gibi) 7 defa ölçümdür. 7 noktalı ölçüm genelde tedavi yeni başladığında veya değiştirildiğinde her gün veya gün aşırı 1-2 hafta yapılır.

4 noktalı ölçüm ise sabah açlık ve 3 öğün tokluk ölçümü olarak 4 defa ölçümü kapsar. Bu ölçüm profili uzun süre takipte esas uygulamadır. Kontrollu şeker hastalarında haftada 1-2 gün yapılması yeterlidir. Tokluklar yemeğin başlangıcından 2 saat sonraki ölçümdür. Hasta ölçüm değerlerini aşağıda örneği gösterilen takip defterine yazmalıdır. Bu defteri kontrollarda doktoruna göstermelidir.

takip defteri

3- Şeker hastaları diyetine tama yakın uymalıdır. Bu bağlamda belli aralıklarla diyetisyenine gitmelidir. Diyabet beslenme özelliklerini şeker hastasının birlikte yaşadığı ev halkıda olabildiğince bilmelidir.

4- Diyabet eğitim hemşiresinden bilgi almalıdır.

5- Ömür boyu devam edecek bir hastalıktır. Bu sebepten hasta hastalığını iyi öğrenmelidir. Hastalığı ile ilgili yetkili kaynaklardan bilgi almalıdır. Diyabet merkezleri, konuyla ilgili kitaplar ve internet bu konuda kolaylıktır. Ancak son yıllarda giderek daha sık rastladığımız internette ki yetkisiz bazı kişi, kurumlar veya konuyla ilgili reklam içerikli yanlış bilgi ve bilgilendirmelere dikkat etmek gerekir.

6- Her 3 ayda bir HbA1c sini ölçtürmelidir.

7- Senede en az bir defa göz muayenesini şeker hastalığı ile ilişkin olarak yaptırmalıdır.

8- Doktorunun belirlediği zamanda idrarda mikroalbumin baktırmalıdır.

9- Şeker hastasında kritik organlardan birisi böbrektir. Sıkça kullanılan, doktora danışmadan kullanılan bazı antibiyotik ve ilaçlar böbrek için çok zararlı olabilir. Antibiyotik dahil herhangi ilacı şeker hastası doktoruna danışmadan kullanmamalıdır.

Doktor-diyetisyen ekibince hasta şeker hastalığına uygun tıbbi beslenme (diyet) programına alınır; doktor-diyabet hemşiresi birlikteliğiyle de şeker hastalığına ilişkin eğitim verilir.

Organ nakli ve kök hücre tedavisi şimdilik ne yazık ki bir çözüm değildir. Ancak ileriye yönelik çok ümit vermektedir. İlerde çözüm tip 2 şeker hastalığından önce tip 1 şeker hastalığına gelecektir.

Şeker düşmeleri (hipoglisemi) en önemli, ölümcül olabilen durumdur. Şeker düşüklüğü komasına sebep olabilir. Genelde hastanın şekerle ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanır. İnsülini yanlışlıkla fazla yapmış olabilir; gerekenden az yemek yemiş olabilir; o gün her günkünden çok dafa fazla yürümüş olabilir. Şekerinin düştüğünü hissetiğinde hemen ölçmeli (şeker ölçme aleti yanında ise), tatlı birşeyler yemeli, sonrada şeker düşme saatini bir kenara kaydederek doktorunu bilgilendirmelidir.

İnsülin eksikliğine bağlı aseton koması. Şekerin çok kötü kontrol edildiği, insülinin çok az olduğu veya yapılmadığı durumlarda olur. Hemen tedavi edilmezse ölümcül olabilir. Hasta kendini iyi hissetmediğinde en yakın bir laboratuvarda idrarında aseton baktırmalıdır. Aseton pozitifse mutlaka doktoruna, acilen, bildirmelidir. Acilen hastaneye yatmayı gerektiren bir durumdur.

Mikroalbumin, tip 1 şeker hastasında 4-5 yılda ortaya çıkar. Böbrek bozukluğunun ilk belirtisidir. Şeker tedavisine dikkat edildiğinde böbrekteki bozukluğun düzelebildiği safhayı gösterir. Ancak geç kalındığında idrarda makro dediğimiz boyutta albümin başlamışsa artık böbrek, böbrek yetmezliğine doğru ilerleyecek demektir.

Göz muayenesi. Şeker hastalığında gözlerde özellikle gözün retina dediğimiz gören iç bölümünde bozulma olur. İhmal edilirse körlüğe kadar gider. Körlüklerin önde gelen sebepleri arasında şeker hastalığı gelir. Bu sebeple her yıl retina uzmanı bir göz doktorunca muayene edilmeli. Herhangi olumsuzluk varsa göz doktoru tarafından gerekli tedavi (laser !) yapılmalıdır. Gözle ilgili olumsuzlukların sebebi olan şeker yükseklikleri de şeker doktoru tarafından uygun tedavi yaklaşımıyla düzeltilmelidir.

Şeker yükseliği sinirleri yıpratır. Yıpranan sinirler görev göremez duruma gelir. Aynen bir telin koparak elektriği iletememesi gibi. Buna tıp dilinde nöropati diyoruz. Her sinirde olabilir. Ancak bacağa giden sinirlerde çok daha sıktır. Her iki bacak sinirini de hastalandırır. Tedavisi kan şekerinin düzeltilmesidir. Önemsenmezse ayaklarda gangrenli yaralara sebep olur. Ayak ve bacak kesilmelerine yol açar.

Damar sertliği ve infarktüs, kontrolsüz şeker hastalarında sıktır. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmediğinde damarın içini döşeyen endotel dediğimiz kaygan, ipeğimsi doku bozulur. Görev yapamaz duruma gelir. Bu da üzerinde pıhtıların ve sert plakların oluşmasına sebep olarak kalp infarktüsüne yol açar.

İnsülin kalemiyle veya özellikle pompa kullanarak yapılan iyi bir insülin tedavisi ile yukardaki üzücü olayların hiç biri olmayacaktır. İyi bir insülin tedavisinin kanıtı da şekerin normale yakın düzeye getirilmesidir. Şekerin ne denli normale yakın olduğu da profil şeker ölçümleri ve her 3 ayda bir yapılan HbA1c ile belirlenir.

İletişim Numarası: 0531 581 27 79

designed by gunerkan 2011 izmir