Hirsutism (Kadında Erkek Tipi Tüylenme, Kıllanma)

Tüy, tüy gelişmesi, tüy cinsleri genel bölümünü okuyunuz !

Kadında tüylerin artması, artan tüylerin kıl özelliği kazanmasına hirsutism diyoruz. Hirsutism de tüyler kıl özelliği almıştır. Yani daha uzun, daha kalın, daha siyah, daha sert ve kıvrıntılıdır. Basit bir benzetme ile kabaca o kişinin kaşları ile mukayese edildiğinde kaşlarından daha uzun daha siyah daha sert duruma gelmiştir.

Hirsutism kılları aşağıdaki resimlerde görülen bölgelerde ortaya çıkar. Her bölgede birden görülmesi koşulu yoktur. Örneğin bazının yüzünde ağırlıklıyken, bazılarında ise karın bölgesinde ağırlıktadır.

Kadınlarda Tüylenme

Tüylenmenin dağılım ve şiddetine göre en hafiften, en ağıra, şiddeti 4 derecede ayrılır.

Hirsutismin 4 temel sebebi bulunmaktadır:
1- İdiopatik dediğimiz yapısal nedene bağlı olan. Bunda sebep ortaya konamamaktadır.
2- Polikistik yumurtalık
3- Böbrek üstü hormon salgı bezi anormallikleri

İdiopatik tüylenme

Sebep yukarda da belirttiğimiz gibi bu günkü tetkik imkanlarıyla ortaya konamamaktadır. Ailesel yatkınlık ön plandadır. Tedavisi de ağırlıklı olarak kozmetik yöntemlerdir.

Polikistik over

Yumurtalık zarı altında adeta inci tanesi gibi sıralanmış, birkaç mm veya hafifçe daha büyük, kistler vardır. İyi bir ultrasonik tetkikte bunlar çok iyi görülebilir. Bu küçük kistler erkeklik hormonu (testosteron) salgılayabilmektedir. Kanda artan testosteron tüy foliküllerinde bağlanma noktalarına (reseptörler) bağlanırlar ve tüyün kıla dönüşmesine sebep olurlar. Bu sebeple polikistik over şüphe edilen kadınlarda kanda serbest-testosteron ölçülür. Özellikle yüzde, boyunda, memelerin üstünde kıllanma oluşur. Ancak vücudun diğer bölgelerinki tüylerde kıla dönüşebilir.

Polikistik over niçin oluşur ?

Bir adetin ilk günüden daha sonraki adetin ilk günen kadar geçen süre adet döngüsüdür (menstrüel döngü). Yumurta gelişirken önce yumurtalıkta giderek estrojen üretim ve salgısı artar. Buna yumurta gelişim dönemi (foliküler safha) diyoruz. Adet döngüsünün kabaca orta noktasına yakın yumurtlama olur. Bunu takiben estrogen salgısı yanı sıra gebelik hormonu olan progesteron da yumurtalıkta üretim ve salgısı artar. Buna da gebeliğe hazırlık safhası (luteal safha) demekteyiz. Gebelik olmazsa adet kanaması ile bunlar tekrar başlangıçtaki en düşük seviyeye inerler.

Menstrüel döngü beynin alt ve orta bölümünde yer alan küçücük bir bölge tarafından yönetilir. Bu çok önemli bölgeye hipotalamus diyoruz. Hipotalamusu, bir fabrikadaki her ünitenin kontrol edldiği kontrol odasına benzetebiliriz. Hormonların kontrolü yanı sıra yememiz içmemeiz kilomuz, heyecan ve üzüntümüz daha bir çok fonksiyonumuz hipotalamus tarafında kokntrol edilmektedir. Örneğin kadınlarda aşırı bir stresten sonra adet düzensizliği hipotalamusun marifetidir.

Hipotalamus yine beynin alt orta bölümünde yer alan küçük bir fındık büyüklüğündeki hipofiz hormon salgı bezine etkileyerek menstrüel döngüyü kontrol eder. Hipofiz bezi adeta bir kral salgı bezidir.Tüm diğer hormonları doğrudan veya dolaylı kontrol eder. Yumurtalıklarıda salgıladığı FSH ve LH hormonlarıyla kontrol eder. FSH ile yeni yumurta gelişimini, LH ile yumurtlama ve gebeliğe hazırlığı sağlar. Bunların salgı ritminde adeta yumurtalık ile hipofiz arasında karşılıklı etkileşim olur (cross-talking).

FSH ve LH birbirlerine oranı, menstrüel döngünün her 3 safhasında yani foliküler safha-yumurtlama safhası – luteal safhada belli farlılıktadır. Bunların oranı bozulursa yumurtlama olmayabileceği gibi, yumurtlama olmayabilir. Bu ise polikistik overi oluşturacak önemli bir sebeptir.

FSH ve LH nin menstrüel döngünün safhalarında olması gereken düzeyden farklı olabilmesi bir çok sebepten kaynaklanabilir. Ancak esas sebep hipotalamustur. Hipotalamus hipofizi uygun yönetememektedir. Bu sebeple FSH ve LH salgısı uygun düzende değildir. Stres, ilaçlar, obezite veya çok aşırı zayıflık-açlık vs hipotalamus üzerinden bu kusurun temel sebebidir. Ancak bu örnekler çok daha artırılabilir.

Prolaktin temelde bir süt hormonudur. Emzirme döneminde bebek emerken uyarılır ve salgılanarak süt akışını sağlar. Emzirme döneminde gebelikten korunmada etken olan da bu hormondur. Yumurtalamayı önler. Ancak emzirme ve gebelik dönemi dışında yüksel olması anormal bir durumdur. Yumurtlamayı engelliyerek polikistik overe sebep olabilir. Bu sebeple polikistik over düşünülen kadınlarda birkaç defa kanda prolaktin ölçümü yapılır.

Guvatrlar içinde de tiroid yetmezliği her düzeyiyle polikistik over sebebi olabilir.Bu sebeple polikistik over düşünülen kadınlarda kanda TSH bakılır.

Metabolik sendrom doğrudan yumurtalık fonksiyonunu bozarak polikistik over sendromu sebebidir. Nitekim polikistik overli hastalarda son yıllarda giderek yaygın olarak, metabolik sendromda kullanılan ilaçlardan birisi olan metformin kullanılmaktadır. Doğal olarak bu ilacı kullanmak için metabolik sendrom teşhisinin konulması ve yan etkileri sebebiyle doktor tarafından reçete edilmesi gerekmektedir. Kıllanması olan bir kadın kendi başına bu ilacı alarak kesin olarak kullanmamalıdır.

Endokrin uzmanı veya kadın doğum uzmanının tetkik ve tanısı sonrası yapılan tedavi ile çoğu kez düzelir. Tüylerin kıl şekline dönmesi duru. Oluşmuş kılların bir kısmı tekrar tüy şekline döner. Ancak terminal safhaya gelmiş tüylerde birkaç epilasyon kürü ile estettisyenler veya dermatologlarca yok edilir.

Polikistik over, sebep ortadan kalktığında kendiliğine de düzelebilir. Veyayukada değindiğimiz giibi tedaviyle düzeltilebilir. Ancak temel sebep devam ettiğinde tekrarlaması olasıdır.

Böbrek üstü salgı bezi anormalliklerine bağlı hirsutism

Böbrek üstü hormon salgı bezinin kabuk bölümü ve çekirdek bölümü bulunmaktadır. Kabuk bölümü hirsutismde önemlidir. Kabuk bölümü kortizon hormonu, aldosteron dediğimiz vücudumuzun tuz dengesini salgılayan hormonlar, yanı sıra erkeklik hormonuna benzeyen hormonlar salgılamaktadır. Bu erkeklik hormonuna benzeyen hormonlar genelde zayıf etkili erkeklik hormonu benzerleridir (DHEA gibi). Nadiren bunları salgılayan hücrelerin tümörü olursa çok aşırı salgılanacakları için önemli ve ağır hirsutism sebebi olurlar. Ancak tümör görülmesi çok nadirdir. Tümör olmaksızın, başka sebeplerle salgıda artma çok daha sık görülür.

Böbrek üstü hormon salgı bezinde (sürrenal bez) yukarda saydığımız bir çok hormon kolesterol den üretilmektedir. Kolesterol burada adeta çocukların oynadığı oyun hamuru gibidir. Farklı enzimlerle kolesterolden farklı hormonlar üretilmektedir. Bu enzimlerden bazılarının doğuştan kusurlu olması ile hormon üretimi dengesi bozulmakta, örneğin erkek hormonları tarafına ağırlık gelmektedir. Aynen bir kanalın tıkalı olması durumunda suyun diğer kanallara daha fazla akması gibi. Kanal ne kadar tıkalı ise diğer kanallara akan su o kadar farlı olacaktır. Bunun gibi doğuştan enzim kusuru ne kadar ağır olursa erkek tipi hormonların üretim ve salgısı da o kadar fazla olacaktır. Kıllanma da o kadar ağır olacaktır.

Artmış olan bu erkek tipi hormonlar tüy köklerindeki bağlanma noktalarına (reseptörlere) bağlanarak tüyleri kıl şekline dönüştürür. Yüz, göğüs, karın, uyluk sırt, bel ve kalçalar üzerinde kıllanma görülür. Kıllanmanın yoğunluğu ve şiddeti enzim kusurunun derecesine bağlıdır. Enzim kusurunun derecesine bağlı olarak hafiften çok ağır şekle değişebilir. Çok ağır şekilde adeta erkek gibi kıllanma vardır.

Enzim kusuru irsidir. Bu sebeple 1. Derece kan akrabalarında da benzer tip kıllanma daha hafif veya daha ağır şiddette bulunabilir. Nadiren irsi olmaya tipler de olabilir.

İrsi olduğundan, kız çocuklarında böbrek üstü bezinin bu tür hormonlarının aktiflik kazandığı 8-14 yaşları arasında ilk kıllanmalar ortaya çıkamaya başlar. Seneler geçtikçe artar.

Kanda artan erkeksi hormonlar yumurtalık çalışmasını da bozacağından polikistik over de ilave olarak gelişebilir. Bu sebeple böbrek üstü bezi kökenli kıllanmalarda yumurtalık da tetkik edilir.

Tetkik ve tedavi endokrin uzmanlarınca yapılmalıdır. Bu bağlamda aşağıdaki tedavi kombinasyonu yapılır: 1-Böbrek üstü bezindeki anormalliği kontrol eden ilaçlar; 2-kıl foliküllerine erkeklik hormon bağlanmasını engelleyen ilaçlar ve 3-polikistik overi tedavi eden ilaçlar.

Bu ilaçlarla yeni kıl oluşumu engellenir. Eski kılların bazılarının tüye dönüştüğü görülür. Ancak önemli miktardaki kıl terminal evreye geldiğinde bunlar devam eder. Bunlar da dermatolog veya estetisyenlerce epilasyonla yok edilir.

Tedavi kesildiğinde irsi olduğu için kıllanmada artma tekrarlayacaktır. Bu beklenen bir olaydır. İyilik elde edildiğinde orta ve ağır olgularda bu sebeple tedavi devamlı olabilir. İlaçların dozu hafifletilebilir.